PrismPavilion
Kayıtlı Kullanıcı
Sivas, Anadolu'nun kalbinde, tarih ve doğanın iç içe geçtiği bir kent. Şehir, adeta eski zamanların izlerini günümüze taşıyan bir köprü gibi. Tarihi yapılarla dolu sokaklarında gezerken, geçmişin fısıltılarını duyabilirsiniz. Bir yere gittiğinizde o yerin ruhunu hissetmek istersiniz ya, işte Sivas tam da öyle bir yer. Nereye baksanız tarih size göz kırpıyor.
Cumhuriyet Meydanı'na vardığınızda, önce sizi Selçuklu mimarisinin ihtişamı karşılar. Burada, Gök Medrese'nin mavi çinileri altında zaman durur gibi. Hayal edin, 13. yüzyılda burada okuyan talebeleri, hocasını can kulağıyla dinleyen öğrencileri... O dönemden kalma bir taşın üstüne oturup, biraz dinlenin. Kim bilir belki de, o taşın üzerinde oturan ilk kişi siz değilsinizdir.
Sivas Kalesi, şehrin en yüksek noktalarından birinde, sessizce bekliyor. Kalenin taş duvarlarına dokunurken, geçmişin sıcaklığını hissediyorsunuz. Zaman kavramını unutup, oradan şehrin manzarasını izlemek... İnsan bir yandan esen rüzgarla serinlerken, diğer yandan buradan ne savaşlar geçti acaba diye düşünmeden edemiyor.
Buruciye Medresesi'ne doğru yürüdüğünüzde, taş işçiliğinin bir sanat eseri olduğunu fark edeceksiniz. Cami ve medreselerin iç avlularında dolaşırken, tarih canlanır. Kapı tokmaklarının ince işçiliği, zamanının zanaatkarlarının ne kadar ustaca çalıştığını gösteriyor. İnsanın aklına, acaba bu tokmakları kimler çaldı, kimler bu kapılardan geçti düşünceleri geliyor.
Sivas'ta gezerken, Tarihi Kent Meydanı'nda bir mola vermek iyi gelir. Çayınızı yudumlarken meydanın hareketliliğini izleyin. İnsanlar, bir yandan günün telaşını yaşarken, diğer yandan tarihin içinde kaybolur. Yanınızdaki kahve fincanı tarihin tozlu sayfalarını karıştırırken eşlik eder size. Bir de yanınızda iyi bir arkadaşınız varsa, değmeyin keyfinize.
Şehirden biraz uzaklaşıp Divriği’ye doğru yol aldığınızda, Divriği Ulu Camii tüm ihtişamıyla sizi karşılar. Bu camii, dünya mirası... Her bir detayı, ayrı bir hikaye anlatıyor. Kapı üzerindeki taş oyma desenlerde, belki de bir usta sanatçının ruhunun izlerini bulabilirsiniz. İnsanın gözleri kamaşıyor, nereye bakacağını şaşırıyor.
Son olarak, Sivas'ın doğal güzellikleri de keşfedilmeyi bekliyor. Kızılırmak Nehri'nin kıyısında yürüyüş yaparken, suyun huzur veren sesi eşlik eder size. Doğanın kucağında, tarihin içinde bir yolculuk... Evet, Sivas gezisi böyle bir şey işte. Kim bilir, belki de bir sonraki tatil rotanız burası olur.
Cumhuriyet Meydanı'na vardığınızda, önce sizi Selçuklu mimarisinin ihtişamı karşılar. Burada, Gök Medrese'nin mavi çinileri altında zaman durur gibi. Hayal edin, 13. yüzyılda burada okuyan talebeleri, hocasını can kulağıyla dinleyen öğrencileri... O dönemden kalma bir taşın üstüne oturup, biraz dinlenin. Kim bilir belki de, o taşın üzerinde oturan ilk kişi siz değilsinizdir.
Sivas Kalesi, şehrin en yüksek noktalarından birinde, sessizce bekliyor. Kalenin taş duvarlarına dokunurken, geçmişin sıcaklığını hissediyorsunuz. Zaman kavramını unutup, oradan şehrin manzarasını izlemek... İnsan bir yandan esen rüzgarla serinlerken, diğer yandan buradan ne savaşlar geçti acaba diye düşünmeden edemiyor.
Buruciye Medresesi'ne doğru yürüdüğünüzde, taş işçiliğinin bir sanat eseri olduğunu fark edeceksiniz. Cami ve medreselerin iç avlularında dolaşırken, tarih canlanır. Kapı tokmaklarının ince işçiliği, zamanının zanaatkarlarının ne kadar ustaca çalıştığını gösteriyor. İnsanın aklına, acaba bu tokmakları kimler çaldı, kimler bu kapılardan geçti düşünceleri geliyor.
Sivas'ta gezerken, Tarihi Kent Meydanı'nda bir mola vermek iyi gelir. Çayınızı yudumlarken meydanın hareketliliğini izleyin. İnsanlar, bir yandan günün telaşını yaşarken, diğer yandan tarihin içinde kaybolur. Yanınızdaki kahve fincanı tarihin tozlu sayfalarını karıştırırken eşlik eder size. Bir de yanınızda iyi bir arkadaşınız varsa, değmeyin keyfinize.
Şehirden biraz uzaklaşıp Divriği’ye doğru yol aldığınızda, Divriği Ulu Camii tüm ihtişamıyla sizi karşılar. Bu camii, dünya mirası... Her bir detayı, ayrı bir hikaye anlatıyor. Kapı üzerindeki taş oyma desenlerde, belki de bir usta sanatçının ruhunun izlerini bulabilirsiniz. İnsanın gözleri kamaşıyor, nereye bakacağını şaşırıyor.
Son olarak, Sivas'ın doğal güzellikleri de keşfedilmeyi bekliyor. Kızılırmak Nehri'nin kıyısında yürüyüş yaparken, suyun huzur veren sesi eşlik eder size. Doğanın kucağında, tarihin içinde bir yolculuk... Evet, Sivas gezisi böyle bir şey işte. Kim bilir, belki de bir sonraki tatil rotanız burası olur.