PrismBrocade
Kayıtlı Kullanıcı
Kayseri'ye adım attığınızda, tarih ve modernitenin iç içe geçtiği bir şehirle karşılaşıyorsunuz. Şehrin tam kalbinde, asırlardır dimdik ayakta duran Kayseri Kalesi var. Kalenin surları, adeta geçmişten bugüne bir köprü oluşturmuş. Hele bir de akşamüstü, gün batımında kale üzerinde yürürken hissedilen o huzur... Bambaşka bir deneyim. Sahi, bu kaleyi neden daha önce keşfetmediniz ki?
Mimar Sinan'ın memleketi Kayseri, onun eserleriyle dolup taşıyor. Sinan'ın ustalık eseri olan Kurşunlu Camii, görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Caminin iç mimarisi, detaylarındaki zarafet, insanı başka bir âleme götürüyor. Tabii bir de caminin önünde oturup çay içmek var ya, işte o en güzel kısmı. Sinan'ın dehasını hissedebilmek için başka bir yere gitmeye gerek yok.
Erciyes Dağı, Kayseri'nin ihtişamını tamamlayan bir başka doğa harikası. Kış mevsiminde kayak yapmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Ama yazın da Erciyes'in eteğinde piknik yapmak ayrı bir keyif. Dağın zirvesine çıkarken, manzaranın nefes kesici olduğu kesin. Oksijenin bol olduğu bu dağda, bir yürüyüş yapın. Belki de çıkarken düşündüğünüzden çok daha fazlasını keşfedeceksiniz.
Kapalıçarşı, Kayseri'nin ticaret damarlarından biri. Rengârenk tezgâhlar, baharat kokuları ve esnafın samimi sohbetleriyle dolu. Aradığınız her şeyi burada bulmak mümkün. Bir de pastırma ve sucukların tadına baktınız mı, başka yerde aramayın derim. Çarşıdan çıkarken eliniz kolunuz dolu olacağından eminim. Bir de pazarlık yapmayı unutmayın, esnafla aranızda güzel bir diyalog gelişir.
Kayseri'nin en mistik yerlerinden biri, Gevher Nesibe Müzesi. Eski bir tıp merkezi olan bu mekan, hem mimarisi hem de tarihi ile büyülüyor. Burada, geçmişte tıbbın nasıl uygulandığını öğrenmek, insanı şaşırtıyor. Müzenin atmosferi, sessizliği ve huzuru, zamanda yolculuk yapıyormuşsunuz hissi veriyor... İşte bu yüzden, Kayseri ziyaretinizde burayı es geçmeyin derim.
Mimar Sinan'ın memleketi Kayseri, onun eserleriyle dolup taşıyor. Sinan'ın ustalık eseri olan Kurşunlu Camii, görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Caminin iç mimarisi, detaylarındaki zarafet, insanı başka bir âleme götürüyor. Tabii bir de caminin önünde oturup çay içmek var ya, işte o en güzel kısmı. Sinan'ın dehasını hissedebilmek için başka bir yere gitmeye gerek yok.
Erciyes Dağı, Kayseri'nin ihtişamını tamamlayan bir başka doğa harikası. Kış mevsiminde kayak yapmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Ama yazın da Erciyes'in eteğinde piknik yapmak ayrı bir keyif. Dağın zirvesine çıkarken, manzaranın nefes kesici olduğu kesin. Oksijenin bol olduğu bu dağda, bir yürüyüş yapın. Belki de çıkarken düşündüğünüzden çok daha fazlasını keşfedeceksiniz.
Kapalıçarşı, Kayseri'nin ticaret damarlarından biri. Rengârenk tezgâhlar, baharat kokuları ve esnafın samimi sohbetleriyle dolu. Aradığınız her şeyi burada bulmak mümkün. Bir de pastırma ve sucukların tadına baktınız mı, başka yerde aramayın derim. Çarşıdan çıkarken eliniz kolunuz dolu olacağından eminim. Bir de pazarlık yapmayı unutmayın, esnafla aranızda güzel bir diyalog gelişir.
Kayseri'nin en mistik yerlerinden biri, Gevher Nesibe Müzesi. Eski bir tıp merkezi olan bu mekan, hem mimarisi hem de tarihi ile büyülüyor. Burada, geçmişte tıbbın nasıl uygulandığını öğrenmek, insanı şaşırtıyor. Müzenin atmosferi, sessizliği ve huzuru, zamanda yolculuk yapıyormuşsunuz hissi veriyor... İşte bu yüzden, Kayseri ziyaretinizde burayı es geçmeyin derim.