JadeMarigold
Kayıtlı Kullanıcı
Asya’ya ilk defa gidiyorsun ve kafanda bin türlü soru var. Nereye gideceksin, nasıl gideceksin, ne zaman gideceksin? Biraz karışık gibi duruyor değil mi? Ama dert etme, Asya öyle bir yer ki, insan bir kere gidince bağlanıyor. Daha gitmeden, o kalabalık sokakların, rengarenk pazarların, egzotik yemeklerin hayaliyle yanıp tutuşuyorsun. Ama tabii ki her güzel şeyin bir bedeli var. Plan yapman lazım, biraz cesaret toplaman lazım ve bolca da açık fikirli olman şart.
Şimdi, ilk olarak şunu bir kenara yaz: Asya’da zaman algısı bambaşka. Hani bizim burada “5 dakika” dediğimizde anında hazır oluruz ya, işte orada 5 dakika 15 olur, 15 dakika belki yarım saat. Ama bu yavaşlık seni üzmesin. Tam tersine, hayatı biraz yavaşlatmak, anı yaşamak için bir fırsat. Zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksın. Gerçekten. Mesela Bangkok’ta bir sokak satıcısının önünde beklerken, o kalabalık içinde kaybolmak, aslında ne kadar da özgür olduğunu hissettirecek sana.
Bir de şu var, yemek meselesi. Asya’nın mutfağı dillere destan. Ama dikkat, her şey her mideye göre değil. O yüzden, biraz dikkatli ol. İlk günlerde her şeyi denemekten kaçın, miden biraz alışsın. Ama sakın ha, orada “şunu yeme, bunu yeme” diye sıkı sıkıya kurallar koyma kendine. Yoksa o lezzetleri kaçırırsın. Bir düşün, Vietnam’ın pho’su, Tayland’ın pad thai’si, Japonya’nın sushi’si... Bunlar sadece isim değil, her biri ayrı bir macera.
Ulaşım konusuna gelince, Asya’da ulaşım bazen çetrefilli olabilir. Ama korkma, herkes bir şekilde yolunu buluyor. Tuk-tuk’lar, otobüsler, trenler... Hepsinin ayrı bir hikayesi var. Hani derler ya, yolculuk varıştan daha güzeldir diye, işte tam da bu yüzden. O yüzden, otobüste sıkış tepiş otururken bile, o anın tadını çıkarmaya bak. Kim bilir, belki de yanındaki yolcu ile harika bir sohbete dalarsın.
Ve tabii ki, dil meselesi. İngilizce her yerde geçer mi? Eh, biraz şansına kalmış. Ama merak etme, çoğu yerde derdini anlatacak kadar anlaşabilirsin. Beden diliyle, gülümsemeyle, biraz da işaretle... Zaten önemli olan samimi olmak, gerisi bir şekilde hallolur. Hem, bazen dil bilmemek daha bile eğlenceli olabilir. Bir düşün, hiç tanımadığın biriyle sadece bakışarak anlaşmak... Ne kadar da güzel bir deneyim!
Son olarak, valizini hafif tut. Asya’da neye ihtiyacın varsa bulursun. Hem, gereksiz ağırlık taşımak niye? Yolculuk dediğin hafif olmalı, hem bedenen hem de ruhen. O yüzden, en önemli şeyleri al, gerisini akışına bırak. Bazen plansız olmak da güzel. Unutma, Asya seni bekliyor ve seninle paylaşacak çok şeyi var. Maceran başlasın!
Şimdi, ilk olarak şunu bir kenara yaz: Asya’da zaman algısı bambaşka. Hani bizim burada “5 dakika” dediğimizde anında hazır oluruz ya, işte orada 5 dakika 15 olur, 15 dakika belki yarım saat. Ama bu yavaşlık seni üzmesin. Tam tersine, hayatı biraz yavaşlatmak, anı yaşamak için bir fırsat. Zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksın. Gerçekten. Mesela Bangkok’ta bir sokak satıcısının önünde beklerken, o kalabalık içinde kaybolmak, aslında ne kadar da özgür olduğunu hissettirecek sana.
Bir de şu var, yemek meselesi. Asya’nın mutfağı dillere destan. Ama dikkat, her şey her mideye göre değil. O yüzden, biraz dikkatli ol. İlk günlerde her şeyi denemekten kaçın, miden biraz alışsın. Ama sakın ha, orada “şunu yeme, bunu yeme” diye sıkı sıkıya kurallar koyma kendine. Yoksa o lezzetleri kaçırırsın. Bir düşün, Vietnam’ın pho’su, Tayland’ın pad thai’si, Japonya’nın sushi’si... Bunlar sadece isim değil, her biri ayrı bir macera.
Ulaşım konusuna gelince, Asya’da ulaşım bazen çetrefilli olabilir. Ama korkma, herkes bir şekilde yolunu buluyor. Tuk-tuk’lar, otobüsler, trenler... Hepsinin ayrı bir hikayesi var. Hani derler ya, yolculuk varıştan daha güzeldir diye, işte tam da bu yüzden. O yüzden, otobüste sıkış tepiş otururken bile, o anın tadını çıkarmaya bak. Kim bilir, belki de yanındaki yolcu ile harika bir sohbete dalarsın.
Ve tabii ki, dil meselesi. İngilizce her yerde geçer mi? Eh, biraz şansına kalmış. Ama merak etme, çoğu yerde derdini anlatacak kadar anlaşabilirsin. Beden diliyle, gülümsemeyle, biraz da işaretle... Zaten önemli olan samimi olmak, gerisi bir şekilde hallolur. Hem, bazen dil bilmemek daha bile eğlenceli olabilir. Bir düşün, hiç tanımadığın biriyle sadece bakışarak anlaşmak... Ne kadar da güzel bir deneyim!
Son olarak, valizini hafif tut. Asya’da neye ihtiyacın varsa bulursun. Hem, gereksiz ağırlık taşımak niye? Yolculuk dediğin hafif olmalı, hem bedenen hem de ruhen. O yüzden, en önemli şeyleri al, gerisini akışına bırak. Bazen plansız olmak da güzel. Unutma, Asya seni bekliyor ve seninle paylaşacak çok şeyi var. Maceran başlasın!