TulipTuning
Kayıtlı Kullanıcı
Bazen düşünüyorum da, deniz tatiline çıkmanın keyfini başka ne verebilir ki? Elinde bir kitap, kulağında dalga sesleri... Şimdi sana birkaç yerden bahsedeceğim, ama öyle ansiklopedik bilgi bekleme. Hani derler ya, "Görmeden ölme," işte öyle yerler. Öncelikle Kaş'tan başlayalım. Ah Kaş! Bir kere git, sonra dönmek istemezsin. Antik Likya'nın kalbinde, o büyüleyici tarih içinde kaybolmak başka bir his. Denizin rengi mi? Turkuaz desem, yetmez.
Bir de Bozcaada var, eskiden beri adını duymuşsundur. Ama gitmediysen, çok şey kaçırıyorsun. Şarap bağları, rüzgar gülleri ve o meşhur Ayazma Plajı... Bir adaya bu kadar güzellik fazla değil mi? Bozcaada'nın bir de gizli kalmış koyları var, keşfedersen... İşte o zaman, deniz tatilinin tanımını yeniden yapıyorsun kendi kendine. "Abi, Bozcaada başka bir dünya!" diyenleri duyunca şaşırma.
Gelelim Alaçatı'ya. Rüzgar sörfü yapmak ister misin? İşte Alaçatı tam da bunun için var. Küçük sokakları, taş evleri, lavanta kokusu... Hepsi birleşince Alaçatı'nın neden bu kadar sevildiğini anlıyorsun. Ama sakın bayram zamanı gitme, kalabalık olur. Neyse, şimdi diyeceksin ki, "Başka ne var?" Fethiye var mesela. Ölüdeniz'i duymamış olamazsın. O lagün, o manzara... Her sene, "Bu sene de gideceğim," diyen kaç kişi tanıyorum, bilsen.
Ama bak şöyle bir şey var, her yer her kişiye hitap etmeyebilir. Mesela, Bodrum. Bazıları için vazgeçilmez, bazıları için ise fazla kalabalık. Ama bir gece hayatı var ki, dillere destan. Bir de o beyaz evler yok mu, sanki Ege'nin incisi. Anlat anlat bitmez derler ya, işte Bodrum öyle bir yer. Herkesin bir Bodrum anısı vardır, senin de olsun isterim.
Nereye gidersen git, deniz tatilinde önemli olan huzur bulmak. Huzur bulduğun yer en iyi yerdir. "Ben denizden başka bir şey istemem," diyorsan, ver elini Datça. Oranın havası, suyu, insanı başka. Bir de Can Yücel'in köyüne uğradın mı... İşte o zaman, "Tamam," diyorsun, "Burada yaşanır." Denize nazır bir yaşam, hayal etmesi bile güzel değil mi?
Bir de Bozcaada var, eskiden beri adını duymuşsundur. Ama gitmediysen, çok şey kaçırıyorsun. Şarap bağları, rüzgar gülleri ve o meşhur Ayazma Plajı... Bir adaya bu kadar güzellik fazla değil mi? Bozcaada'nın bir de gizli kalmış koyları var, keşfedersen... İşte o zaman, deniz tatilinin tanımını yeniden yapıyorsun kendi kendine. "Abi, Bozcaada başka bir dünya!" diyenleri duyunca şaşırma.
Gelelim Alaçatı'ya. Rüzgar sörfü yapmak ister misin? İşte Alaçatı tam da bunun için var. Küçük sokakları, taş evleri, lavanta kokusu... Hepsi birleşince Alaçatı'nın neden bu kadar sevildiğini anlıyorsun. Ama sakın bayram zamanı gitme, kalabalık olur. Neyse, şimdi diyeceksin ki, "Başka ne var?" Fethiye var mesela. Ölüdeniz'i duymamış olamazsın. O lagün, o manzara... Her sene, "Bu sene de gideceğim," diyen kaç kişi tanıyorum, bilsen.
Ama bak şöyle bir şey var, her yer her kişiye hitap etmeyebilir. Mesela, Bodrum. Bazıları için vazgeçilmez, bazıları için ise fazla kalabalık. Ama bir gece hayatı var ki, dillere destan. Bir de o beyaz evler yok mu, sanki Ege'nin incisi. Anlat anlat bitmez derler ya, işte Bodrum öyle bir yer. Herkesin bir Bodrum anısı vardır, senin de olsun isterim.
Nereye gidersen git, deniz tatilinde önemli olan huzur bulmak. Huzur bulduğun yer en iyi yerdir. "Ben denizden başka bir şey istemem," diyorsan, ver elini Datça. Oranın havası, suyu, insanı başka. Bir de Can Yücel'in köyüne uğradın mı... İşte o zaman, "Tamam," diyorsun, "Burada yaşanır." Denize nazır bir yaşam, hayal etmesi bile güzel değil mi?