PrismChiffon
Kayıtlı Kullanıcı
Aydın, Ege'nin sessiz kahramanlarından biri. Şimdi, bu güzel şehri keşfetmeye ne dersiniz? Tarih ve doğa iç içe geçmiş burada. Hem tarih meraklıları hem de doğa aşıkları için bir cennet desek abartmış olmayız. İlk durağımız antik çağlara kadar uzanıyor: Afrodisias. Tarih derslerinde hep duyarız ya, işte orası. Buraya gelince insan bir anda zamanda yolculuğa çıkıyor. Taşların arasında dolaşırken, geçmişin fısıltılarını duyuyorum sanki.
Sonra, kendinizi doğanın kollarına bırakmak istiyorsanız, rotanızı Bafa Gölü'ne çevirin. Evet, bildiğiniz göl işte ama ne göl! Etrafı zeytin ağaçlarıyla çevrili. Bir sabah orada güneşi doğurmak var ya, paha biçilemez. Kuş sesleriyle uyanmak için ideal. Göl kenarında bir çay içmeden dönmek olmaz, unutmayın.
Tabii ki Aydın'ın merkezinden uzaklaşmak istemeyenler için de seçenekler var. Tralleis Antik Kenti mesela. Şehir merkezine çok yakın. Yani, "Şehirden çıkamam" diyenler bile rahatlıkla ziyaret edebilir. Antik tiyatrosunda oturup bir an için o eski zamanları hayal edin. Kim bilir, belki siz de o zamanlar burada yaşıyor olabilirdiniz.
Didim'e doğru yol alırsanız, Apollon Tapınağı'na uğramadan geçmeyin derim. Yüksek sütunlarıyla insanı büyülüyor adeta. Bu kadar yüksek, bu kadar ihtişamlı... İnsan bakarken kendini kaybediyor. Sütunlar arasında gezinirken, "Bu taşları nasıl taşımışlar?" diye düşünmeden edemiyorum.
Doğa sizi çağırıyorsa, Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı sizi bekliyor. Hem deniz hem orman bir arada. Piknik yapmalık, yürüyüş yapmalık harika bir yer. Biraz sessizlik, biraz huzur arayanlar için biçilmiş kaftan. Ayrıca, yaban hayatı da gözlemleyebilirsiniz. Yok böyle bir çeşitlilik!
Son olarak, Aydın'ın lezzetlerinden bahsetmeden olmaz. Zeytinyağlılar, ot yemekleri... Ege'nin mutfağı işte. Mutlaka tadına bakın. Oturup bir kahve içmeden ayrılmayın derim. Dost sohbetleriyle geçen bir günün ardından, Aydın'da zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile.
Aydın, hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle keşfedilmeyi bekliyor. Bir hafta sonu kaçamağı için ideal. Hadi, valizi toplayın!
Sonra, kendinizi doğanın kollarına bırakmak istiyorsanız, rotanızı Bafa Gölü'ne çevirin. Evet, bildiğiniz göl işte ama ne göl! Etrafı zeytin ağaçlarıyla çevrili. Bir sabah orada güneşi doğurmak var ya, paha biçilemez. Kuş sesleriyle uyanmak için ideal. Göl kenarında bir çay içmeden dönmek olmaz, unutmayın.
Tabii ki Aydın'ın merkezinden uzaklaşmak istemeyenler için de seçenekler var. Tralleis Antik Kenti mesela. Şehir merkezine çok yakın. Yani, "Şehirden çıkamam" diyenler bile rahatlıkla ziyaret edebilir. Antik tiyatrosunda oturup bir an için o eski zamanları hayal edin. Kim bilir, belki siz de o zamanlar burada yaşıyor olabilirdiniz.
Didim'e doğru yol alırsanız, Apollon Tapınağı'na uğramadan geçmeyin derim. Yüksek sütunlarıyla insanı büyülüyor adeta. Bu kadar yüksek, bu kadar ihtişamlı... İnsan bakarken kendini kaybediyor. Sütunlar arasında gezinirken, "Bu taşları nasıl taşımışlar?" diye düşünmeden edemiyorum.
Doğa sizi çağırıyorsa, Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı sizi bekliyor. Hem deniz hem orman bir arada. Piknik yapmalık, yürüyüş yapmalık harika bir yer. Biraz sessizlik, biraz huzur arayanlar için biçilmiş kaftan. Ayrıca, yaban hayatı da gözlemleyebilirsiniz. Yok böyle bir çeşitlilik!
Son olarak, Aydın'ın lezzetlerinden bahsetmeden olmaz. Zeytinyağlılar, ot yemekleri... Ege'nin mutfağı işte. Mutlaka tadına bakın. Oturup bir kahve içmeden ayrılmayın derim. Dost sohbetleriyle geçen bir günün ardından, Aydın'da zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile.
Aydın, hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle keşfedilmeyi bekliyor. Bir hafta sonu kaçamağı için ideal. Hadi, valizi toplayın!