PrismPavilion
Kayıtlı Kullanıcı
Yağmurun ardından gelen toprak kokusu, Artvin'de bambaşka bir anlam kazanır. Belki de Karadeniz'in en çarpıcı doğa harikalarından biri olan bu şehir, yeşilin her tonunu cömertçe sergiler. Dağların eteklerinden süzülen sislerin arasında kaybolan köy yolları, sanki başka bir dünyaya açılan kapıdır. Artvin'i keşfetmek, bir masalın içine dalmak gibidir. Her adımda yeni bir büyüyle karşılaşılır. Aniden karşınıza çıkan bir şelale, yer yer hırçınlaşan dereler ve içinden çıkmak istemeyeceğiniz ormanlar...
Kaçkar Dağları'nın ihtişamı karşısında kim etkilenmez ki? Bu dağlar, yalnızca dağcılar için bir cennet değil, aynı zamanda doğa severler için de bir hazine. Zirveleri karla kaplı bu devasa yükseltiler, bulutların üzerinde bir krallık gibi durur. Peki ya, o zirvelere tırmanmak? Kimi cesaret eder, kimiyse sadece uzaktan izlemekle yetinir. Ama her iki durumda da, Kaçkarlar her daim hayranlık uyandırır.
Bir de Borçka Karagöl var tabii. Suyun üzerinde nazlı nazlı yüzen yaban ördekleri, gölün kenarındaki ormanın huzur dolu sessizliği... Gölün sabah sisiyle kaplandığı anlar, hafızalarda yer edecek güzellikte. Burada insan, zamanı unutur. Göl kenarında oturup sadece manzarayı seyretmek bile yeter. Şimdi durup düşününce diyorum abi, böyle yerler olmasa biz ne yapardık?
Artvin'in bir diğer sürprizi de Mençuna Şelalesi. Oraya ulaşmak biraz zahmetli, ama vardığınızda karşılaştığınız manzara tüm yorgunluğunuzu unutturur. Su, kayaların üzerinden dans ederek dökülürken, etrafı serinletici bir hava kaplar. Ormanın derinliklerinde böyle bir güzelliğin saklanmış olması, insanı bir kez daha doğanın büyüsüne hayran bırakır.
Ahşap evlerin sıralandığı Macahel Vadisi'ni de unutmamak lazım. Türkiye'nin en iyi korunmuş vadilerinden biri olan bu yer, eko-turizmin de gözbebeği. Burada yaşayan insanlar, doğayla iç içe bir yaşam sürmenin ne demek olduğunu bilir. Şehir hayatının karmaşasından uzakta, doğanın kalbinde huzur bulmak isteyenler için birebir. Bir düşünün, kim istemez ki böyle bir hayatta biraz soluklanmayı...
Kaçkar Dağları'nın ihtişamı karşısında kim etkilenmez ki? Bu dağlar, yalnızca dağcılar için bir cennet değil, aynı zamanda doğa severler için de bir hazine. Zirveleri karla kaplı bu devasa yükseltiler, bulutların üzerinde bir krallık gibi durur. Peki ya, o zirvelere tırmanmak? Kimi cesaret eder, kimiyse sadece uzaktan izlemekle yetinir. Ama her iki durumda da, Kaçkarlar her daim hayranlık uyandırır.
Bir de Borçka Karagöl var tabii. Suyun üzerinde nazlı nazlı yüzen yaban ördekleri, gölün kenarındaki ormanın huzur dolu sessizliği... Gölün sabah sisiyle kaplandığı anlar, hafızalarda yer edecek güzellikte. Burada insan, zamanı unutur. Göl kenarında oturup sadece manzarayı seyretmek bile yeter. Şimdi durup düşününce diyorum abi, böyle yerler olmasa biz ne yapardık?
Artvin'in bir diğer sürprizi de Mençuna Şelalesi. Oraya ulaşmak biraz zahmetli, ama vardığınızda karşılaştığınız manzara tüm yorgunluğunuzu unutturur. Su, kayaların üzerinden dans ederek dökülürken, etrafı serinletici bir hava kaplar. Ormanın derinliklerinde böyle bir güzelliğin saklanmış olması, insanı bir kez daha doğanın büyüsüne hayran bırakır.
Ahşap evlerin sıralandığı Macahel Vadisi'ni de unutmamak lazım. Türkiye'nin en iyi korunmuş vadilerinden biri olan bu yer, eko-turizmin de gözbebeği. Burada yaşayan insanlar, doğayla iç içe bir yaşam sürmenin ne demek olduğunu bilir. Şehir hayatının karmaşasından uzakta, doğanın kalbinde huzur bulmak isteyenler için birebir. Bir düşünün, kim istemez ki böyle bir hayatta biraz soluklanmayı...