PrismPavilion
Kayıtlı Kullanıcı
Her şey bir yana, tekne tatili için en uygun zaman diye bir şey var mıdır gerçekten? Çıksan denizlere, rüzgârı arkana alsan, ayaklarının altından akıp giden maviye dalıp gitsen... İşte bu duygular seni bir anda alır götürür. Ama dur bir dakika! Ne zaman çıkmalı denizlere? Her mevsim başka bir hikâye anlatır deniz, bunu bilmek gerek.
Yazın ortasında, herkesin koştur koştur plajlara akın ettiği o günlerde deniz bambaşka olur. Ama sıcak, ama kalabalık, ama cıvıl cıvıl. Hani derler ya, "Deniz tuzu, güneşin altında en çok tadını verir." İşte öyle bir şey. Ancak bir de işin diğer yüzü var. Kalabalıktan bunaldın mı? Belki de tam şimdi, yazın son demleri, eylülün tatlı rüzgârıyla çıkmalı denize.
Peki ilkbahar? Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır diye boşuna dememiş atalarımız. Ama bir düşün, baharda denizler nasıl da tazelenir. Uyanan doğanın kokusu, denizin üstüne serilir. Hem kim bilir, belki de yazın kalabalığına karışmak yerine, ilkbaharın serinliğinde kendi huzurunu bulmak istersin. Deniz, sessizliğinle, baharın yeşiliyle birleşir belki de.
Sonbaharın o eşsiz renkleriyle tanıştın mı hiç? Yapraklar sararıp dökülürken, denizin o derin mavisine karışmak... İşte o vakitler, deniz bir başka olur. Yazdan kalma bir güneş, hafif bir rüzgâr ve denizin sakinliği. Belki de en güzel zaman, sonbaharın tam ortasıdır. Hani derler ya, "Denizin dinginliği, insanın huzurudur." Bunu deneyimlemeli.
Kışın deniz? Düşüncesi bile ürpertiyor değil mi? Ama bir hayal et, deniz kenarında sıcak bir içecek, kalın kazaklar ve huzur. Deniz, kışın da güzeldir; başka bir güzellik, başka bir dinginlik sunar. Fırtınalı günlerde denizin öfkesi, insanın içindeki fırtınaları dindirir. Kim bilir, belki de en cesur denizciler, kışın denizin tadını çıkarır.
Sonuç? Hangi mevsim olursa olsun, deniz her daim çağırır. Ama doğru zaman, senin içindeki deniz aşkının sesini dinlediğin zamandır. Denizi çağıran ruhun varsa, işte o zaman en doğru zamandır. Biraz cesaret, biraz merak ve bolca mavi. Denize açılmak için en doğru zaman, senin denizi en çok hissettiğin zamandır...
Yazın ortasında, herkesin koştur koştur plajlara akın ettiği o günlerde deniz bambaşka olur. Ama sıcak, ama kalabalık, ama cıvıl cıvıl. Hani derler ya, "Deniz tuzu, güneşin altında en çok tadını verir." İşte öyle bir şey. Ancak bir de işin diğer yüzü var. Kalabalıktan bunaldın mı? Belki de tam şimdi, yazın son demleri, eylülün tatlı rüzgârıyla çıkmalı denize.
Peki ilkbahar? Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır diye boşuna dememiş atalarımız. Ama bir düşün, baharda denizler nasıl da tazelenir. Uyanan doğanın kokusu, denizin üstüne serilir. Hem kim bilir, belki de yazın kalabalığına karışmak yerine, ilkbaharın serinliğinde kendi huzurunu bulmak istersin. Deniz, sessizliğinle, baharın yeşiliyle birleşir belki de.
Sonbaharın o eşsiz renkleriyle tanıştın mı hiç? Yapraklar sararıp dökülürken, denizin o derin mavisine karışmak... İşte o vakitler, deniz bir başka olur. Yazdan kalma bir güneş, hafif bir rüzgâr ve denizin sakinliği. Belki de en güzel zaman, sonbaharın tam ortasıdır. Hani derler ya, "Denizin dinginliği, insanın huzurudur." Bunu deneyimlemeli.
Kışın deniz? Düşüncesi bile ürpertiyor değil mi? Ama bir hayal et, deniz kenarında sıcak bir içecek, kalın kazaklar ve huzur. Deniz, kışın da güzeldir; başka bir güzellik, başka bir dinginlik sunar. Fırtınalı günlerde denizin öfkesi, insanın içindeki fırtınaları dindirir. Kim bilir, belki de en cesur denizciler, kışın denizin tadını çıkarır.
Sonuç? Hangi mevsim olursa olsun, deniz her daim çağırır. Ama doğru zaman, senin içindeki deniz aşkının sesini dinlediğin zamandır. Denizi çağıran ruhun varsa, işte o zaman en doğru zamandır. Biraz cesaret, biraz merak ve bolca mavi. Denize açılmak için en doğru zaman, senin denizi en çok hissettiğin zamandır...